Mary Wortley Montagu

Mary Wortley Montagu Kimdir?

Mary Wortley Montagu Hayatı ve Sözleri

Mary Wortley Montagu
Mary Wortley Montagu
İngiliz, Yazar 26.5.1689 - 21.8.1762 İkizler 1.380
Bu Biyografiler İlginizi Çekebilir
Maurice Blanchot
Maurice Blanchot
Fransız, Edebiyat Kuramcısı, Yazar 1907 - 2003
1.874 3 söz
Louis Armstrong
Louis Armstrong
ABD, Caz Müzisyeni 1901 - 1971
1.168 1 söz
Abidin Dino
Abidin Dino
Sanatçı, Ressam 1913 - 1993
3.067 4 söz
Wentworth Miller
Wentworth Miller
ABD, Oyuncu 1972 -
2.748 5 söz

Mary Wortley Montagu Hayatı

İngiliz yazar ve Osmanlı döneminde İngiltere tarafından İstanbul'a elçi olarak atanan Edward Wortley Montagu'nun eşiydi.

Leydi Mary 1689 yılında Londra'da soylu bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Çocukluk yıllarında şiir yazmaya başladı ve Latince öğrendi. Kendisinde 11 yaş büyük bir politikacı olan Edward Wortley Montagu'ya aşık oldu. Babasının onayınıalmadan 1712 yılında Edward Wortley Montagu'yla evlendi.

1716 yılında eşi İngiltere'nin Osmanlı elçisi olarak atandı. Leydi Montagu eşi ve oğluyla birlikte İstanbul'a geldi. Lale Devrinin başlangıcına rast gelen bu dönemde 2 yılını İstanbulda geçirdi. İngiltere'deki arkadaşlarına İstanbul'daki izlenimlerini en ince ayrıntılarıyla anlatan birçok mektuplar yazdı.

1718 yılında eşiyle birlikte Londra'ya geri döndü ve sosyetenin aranan bir üyesi oldu. Hikayeler ve çeşitli konularda makaleler yazdı. Diğer soylularla çeşitli konularda topluma açık tartışmalara girdi. Bazı görüşlerinlerden dolayı feminizmin ilk savunucularından biri olarak kabul edilmektedir. 1738 yılında Venedikli Kont Francesco Algarotti'ye aşık oldu. Eşi ve çocuklarını terkederek İtalya'ya gitti. Kont Algarotti'yle aralarının bozulmasına rağmen yaşamının geri kalan böIümünün çoğunu

rmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemlirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemliİstanbul'da yazdığı mektuplar öIümünden sonra 1763 yılında kitap halinde yayınlandı ve Avrupa'da ilgiyle okundu. Bu mektuplar Turkish Embassy Letters adı altında halen basılmaya devam etmektedir ve Türkçe'ye de tercüme edilmiştir. Bu mektuplar genelde Osmanlı toplumunu olumlu bir şekilde yansıtmaktadır. Avrupa'lıların Osmanlılar hakkındaki önyargılarını düzeltmek için çaba göstermiştir.

Leydi Montagu Çiçek hastalığı geçirmişti ve yüzünde hastalığın izleri kalmıştı. İngiltere'de henüz bulunmayan Çiçek aşısının İstanbul'da yaygın bir şekilde kullanıldığını hayretle gördü ve hemen 2 çocuğunu İstanbul'da aşılattı. İstanbul'dan yazdığı mektuplarla ve Londra'ya döndükten sonra bizzat kendisi Çiçek aşısını İngilizlere tanıttı. Osmanlı uygarlığını övdü. Osmanlıların kadınlara verdiği değeri anlattı. Osmanlı kadını hakkında şunları dile getirmiştir; Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır ama anneler daha önemli.
Yorumlar
Yorum Ekle
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Platformumuza Katkıda Bulunun

İçeriklerinizi, sözlerinizi, biyografilerinizi paylaşın ve topluluğumuza katılın